Film bittikten sonra hissettiğim şey, yalnızca bir biyografi filmi izlemiş olmak değildi; sanki Türkiye’nin hafızasında çok özel bir yere sahip bir insanın hayatına yakından tanıklık etmiş gibiydim. Adile Naşit hakkında çok daha uzun, çok daha dramatik bir anlatım tercih edilebilirdi. Ancak filmin en güçlü yanlarından biri, hikâyeyi gereksiz yere uzatmadan, vermek istediği duyguyu ve mesajı doğrudan aktarabilmesiydi.
Film boyunca zaman zaman duygulandım ama özellikle çocuğunun ölüm haberini sahnede oyun oynarken aldığı bölüm beni derinden etkiledi. O sahnede büyük çığlıklar, abartılı tepkiler ya da uzun ağlama sekansları yoktu. Buna rağmen oyuncunun gözlerinde, yüz ifadesinde ve sesindeki kırılmada bir annenin yaşadığı tarifsiz acıyı hissetmek mümkündü. Bir oyuncunun bağırmadan, gözyaşlarını ön plana çıkarmadan bu kadar güçlü bir duygu geçirebilmesi gerçekten etkileyiciydi. O an, acının bazen sessizlikte çok daha güçlü hissedilebildiğini düşündüm.
Film aynı zamanda Adile Naşit’in insanların hafızasında neden bu kadar özel bir yer edindiğini de hatırlattı. Onu yalnızca güldüren, neşeli karakterleriyle değil; yaşadığı kayıplarla, mücadeleleriyle ve buna rağmen insanlara umut vermeyi sürdüren güçlü yönüyle tanıma fırsatı sundu. Belki de onu bu kadar sevilen biri yapan şey tam olarak buydu: Hayatın ağır yüklerini taşımasına rağmen yüzündeki sıcaklığı ve insanlara verdiği sevgiyi kaybetmemesi.
Filmi izlerken sık sık, çocukluğumuzun ve kültürel hafızamızın bir parçası olan böyle değerlerin ne kadar kıymetli olduğunu düşündüm. Adile Naşit’i ekranlarda izlemiş bir kuşağın parçası olmak ve bugün onun hikâyesini yeniden hatırlamak bana ayrı bir mutluluk verdi. Film bittiğinde içimde hüzün, saygı ve minnet duyguları bir aradaydı. Bazı insanlar yalnızca başarılı sanatçılar olarak değil, bıraktıkları insanlık iziyle de hatırlanır. Adile Naşit’in de o insanlardan biri olduğunu bu film bana bir kez daha hatırlattı.
Kısacası, bu film benim için sadece bir sanatçının hayat hikâyesi değil; kayıplara rağmen ayakta kalabilmenin, insanlara sevgi verebilmenin ve geride unutulmayacak bir iz bırakabilmenin hikâyesiydi. İzlerken ağladığım sahneler oldu ama film bittiğinde hissettiğim duygu üzüntüden çok derin bir saygı ve sevgi oldu. Adile Naşit’i neden yıllardır aynı sıcaklıkla andığımızı bir kez daha anladım.
Maalesef beklentinin gerisinde kalan bir film olmuş. Yönetmen Çağan Irmak olunca beklentim daha da artmıştı. Adile Naşit i canlandıran Meltem Kaplan a gözüm hiç alışamadı. 2,5 yıldızı da Adile Naşit e saygı için verdim.