Film IncelemeBackrooms

BABAM VE OĞLUM 3 KUŞAK BACKROOMS

B
BabaAdam
10 Temmuz 202621 goruntulenme

2026 yılının hiç şüphesiz en ses getiren filmlerinden biri Backrooms oldu. Yaklaşık 10 haftadır vizyonda olan film “footage” ekiyle gösterimlerine devam ediyor. Peki bu filmin bu kadar ilgi çekmesinin nedeni ne? Her seansı dolu sinemalarda yaş ortalaması 14-16 arasında değişen Youtube gençleri bu filmde ne buluyor? Bu soruların cevaplarını bulmak için ben de elimde bilet sinema salonunun yolunu tuttum. Araştırmacı gazeteci hislerime yenik düşmedim çünkü yanımda filmin çekildiğini duyduğu andan itibaren Backrooms film ne zaman çıkacak? diye sayıklayan oğlum vardı.

SARI ODALARDA SEYİRCİYİ NELER BEKLİYOR?

Backrooms filmi konusu kadar 20 yaşındaki genç yönetmeniyle de oldukça dikkat çekiyor. Yönetmen Kane Parsons gençlerin bu filmi neden bu kadar sevdikleri sorusunun da cevabı. Zira Parsons henüz 16 yaşındayken Youtube kanalında yayınladığı bir kısa filmle 80 milyonu aşan biz izlenme sayısıyla bu çılgınlığın fitilini ateşleyen kişi olmuş. Sarı duvar kağıtlarıyla kaplı, bomboş ancak ürkütücü bir ofis fotoğrafından yola çıkan Parsons’un viral filmi kısa bir süre sonra 24 bölümlük bir web dizisine dönüşüp oradan da filme uyarlanmış.

Backrooms A24 yapım şirketi tarafından finanse edilmiş bir yapım olması nedeniyle kadrosunda tanık ve ünlü isimler barındırıyor. Filmin başrollerinde bilim kurgu film ve dizilerden aşına olduğumuz Chiwetel Ejiofor ile Manevi Değer filminin yıldızı Renate Reinsve var. “Kötücül” bilim insanı Phil rolünde ise Mark Duplass yer alıyor. Filme geçmeden önce bu yazıyı yazmaktaki amacıma çok kısa değinmek istiyorum. Gençler arasında bu kadar popüler olan filmin aynı zamanda çokça eleştirilmesinin nedenini kuşaklar arası farka bağlıyorum. Ben filme tarafsız ve önyargısız kalabilmek için herhangi bir araştırma yapmadan gittim. Oğlum da kendi hissettiği hazza benzer bir duygu yaşayabilmem için beni tüm sürpriz bozanlardan korudu. Ben de her modern ebeveynin yapacağı gibi bu durumu sosyal bir deneye çevirerek 75 yaşındaki babama da bilet aldım.

Filmin konusuna gelince mobilya satıcısı Clark, peşinden sürüklediği elemanları Boby, Kat ve nihayetinde terapisti Mary bir duvardan geçerek tekinsiz bir alan keşfeder. Böylece sarı duvar kağıtları ile kaplı, dağınık ve tuhaf eşyalara floresan lambaların rahatsız edici vızıltısının eşlik ettiği sanki sonsuz gibi görünen bir alana dahil olurlar. Burada karakterlerimiz hem merak hem de gerilim içinde çıkış yolu bulma amacı veya keşfetme duygusuyla hareket ederler. Bu sonsuz gibi görünen labirent benzeri mekânda insana benzeyen ama insan olmayan Backrooms canavarları ile de karşılaşırlar. Huzursuzluğun ve tedirginliğin ta kendisi olan bu “liminal alan” film boyunca gerilimin ana sebebi haline gelir.

BACKROOMS BÖLÜMLERİ GİBİ: BABAM, OĞLUM VE BEN

Gelelim sosyal deneyimin sonuçlarına. Film izlemeyi ilk gençlik yıllarında İstanbul’un yazlık sinemalarında tatmış, Pazar sineması kuşağında bizimle İyi, Kötü ve Çirkin filmini coşkuyla seyretmiş babam elbette filmi sevemedi. Film başladıktan kısa bir süre sonra bana “Bu ne anlamsız film” demeye başladı. Henüz ilk yarısı bitmemişken daha fazla dayanamayıp sinema salonundan çıktı. Tahmin edebileceğiniz üzere oğlum muazzam bir ilgi ve heyecanla filmi izledi. Film bittikten sonra filmin alametifarikasının tek bir kişi tarafından yaratılmış küçücük bir korku ve gerilim oyunun, niş fikriyle yavaş yavaş nasıl bir komünite oluşturduğunu anlattı. Başlangıçta küçücük olan bu kitleye dahil olanların kendi fikirlerini eklemesiyle nasıl büyüdüğünü, bütün dünyayı etkileyebilen bir hayal ürününe nasıl dönüştüğünü tutkuyla açıkladı. Backrooms’un paralel evren fikrini benimseyenlerin kendilerinden bir şeyler katarak yeni animasyonlar, oyunlar türettiğinden bahsetti. Anlattığına göre “Creepypasta” kültürünün bir sonucu olarak çoğunlukla rahatsız edici bir “entity” (varlık) olan The Wikiwiki Backrooms evreninde ortaya çıkmış. Oğlum Backrooms serüveninin henüz tamamlanmadığını ve bitmediğine inanıyor. Ona göre çok yakın bir tarihte oyun formatına yeni bir güncelleme bile gelebilirmiş. Film hakkında ne düşündüğünü sorduğumda ise filmin orijinal fikre sadık kalmaya çalışmasını takdir ettiğini söyledi. Yapımcıların kendi görüşlerini de dahil eden bir mantığı olsa da Backrooms’un özünü değiştirmemelerine çok sevindi.

Bana sorarsanız Backrooms Clark ve onun içindeki karanlığı anlatan bir film. Orijinal ve daha ham halinden farklı olması ise şaşırtıcı değil. Zira A24 Kane Parsons’ı yönetmen koltuğuna oturturken senaryoyu Westworld ve Homeland dizilerinin yazarlarından Will Sodik’e emanet etmiş. Böylece bu Youtube çocuklarının X ve Y kuşağı ebeveynleri sıklıkla maruz kaldıkları bilinçdışı, kollektif bilinç gibi öğelerle filme bir anlam verebilir olmuş. Bana kalırsa senaryo özellikle beyaz yakalı modern insanın olmak istemediği, buraya ait değilim dediği yerdeki psikolojisini anlatıyor. Sadece mekânın kendisi insanı tedirgin ederken bir yandan kurtulmak isteyip öte yandan merak duygusuna yenilip ilerlemek isteyen karakterler ne kadar tanıdık, öyle değil mi? Backrooms bölümleri yani o labirent gibi sarı mekanlar, bana insanın zihnini ve onun sonsuz boşluğu anımsattı. Aidiyet hissinin yokluğunu Mary karakterinde de çok net hissettim mesela. Clark’ın evinden atılmış olması da ikisinin de bir yuvadan, bir sığınaktan mahrum olduğunu düşündürttü. Filmin ucu açık ve net bir mesajla bitmeyen finali ise senaryonun karakterine son derece uygun geldi.

Backrooms Captain Clark ile geri dönecek mi yoksa hikâye bambaşka bir boyuta mı ulaşacak henüz hiçbiri belli değil. Ancak gençler bunun yanıtını forumlarda sahne sahne filmi izleyip teoriler üretip tartışmaya, Backrooms’a nasıl gidilir sorusuna yanıt aramaya başlamış bile. Kane Parsons’un Backrooms: Everything Must Go edisyonu için eklenen 15 dakikayı dizüstü bilgisayarında iki haftadan kısa bir sürede oluşturduğu göz önüne alınırsa çok da beklemeyecekler galiba.

0 Begeni
B
BabaAdam

FilmYorumlari yazari