2026 yılının merak edilen yapımlarından biri olan Odyssey temmuz ayında gösterime girdi. Yönetmen Christopher Nolan’ın baştan sona IMAX kameralarıyla çektiği film için tam bir bilet bulma çılgınlığı yaşandı. Filmin Nolan’ın arzuladığı gerçek kalitede gösterime sokacak sadece 41 IMAX salonun olduğu duyulunca sanal alem “Nolan’ın çektiği/benim gördüğüm” videolarıyla dolup taştı. Henüz gösterime girmemiş olmasına rağmen The Odyssey eleştirileri bununla da sınırlı kalmadı. Kral Agamemnon’un perdeden taşan kaskı bambaşka tartışmanın fitilini ateşledi. Nolan’ın Antik Yunan efsanesi için yaptığı oyuncu seçimleri günlerce konuşuldu, tezler anti tezler üretildi. Peki sonunda ne oldu? Elbette sinema kazandı. İyi bir filmin seyirciyi nasıl da salonlara doldurduğu bir kez daha kanıtlandı.Odyssey dünya çapında 1.1milyar dolar gişe hasılatına ulaşarak salonları tıklım tıklım doldurdu.
Nolan’ın şimdiye kadar en yüksek gişe hasılatına sahip filmi The Odyssey konusu ve hikayesini Homeros’un Odysseia (Odesa) destanından almış. M.Ö sekizinci yüzyılda yazılmış olan bu destan Truva Savaşı sonrasında evine dönmek üzere yelken açan İthaka Kralı Odysseus’un eve dönüş yolculuğunu anlatır.
The Odyssey Oyuncuları ve Konusu
Yönetmen Christopher Nolan bu devasa projesinde oyuncu seçimleriyle çok eleştirildi. Özellikle Troya Savaşı’nın sebebi Truvalı Helen rol için Lupita Nyong’u seçmesi ateşli tartışmalara neden oldu. Antik Yunan anlatısındaki Sparta kraliçesi tasvirine tamamen zıt bir oyuncu seçmesi günlerce konuşuldu. Peki The Odysseus oyuncuları arasında başka kimler vardı? Filmin başrolünde Odiseus olarak Matt Damon’u izledik. İthaka Kraliçesi rolünde Anne Hathaway yer alırken oğlu Telemakos’u ise Tom Holland canlandırdı. Charlize Theron filmde Odiseus’u lotus çiçekleriyle hapseden Kalipso’ya hayat verdi. Yıldızı bol The Odyssey Brad Pitt ile bir sürpriz yapar mı diye bekledik ancak olmadı. Onun yerine Athena’yı canlandıran Zendaya ve filmin açılışında gördüğümüz Travis Scott’la yetindik.
Odyssey filminin konusuna gelecek olursak; Truva Savaşı’nı kazanan Kral Agamemnon ve ona bağlı diğer komutanlar evlerine dönmek için yelken açar. Dönemin koşulları düşünüldüğünde epey uzun sürecek bu yolculuk İthaka Kralı için çok daha da zorlu bir hale gelir. Zira Agamemnon’u takip etmek istemeyen Odiseus (Odysseus) farklı bir rota izlemeye karar verir ve her yol sormaktan nefret eden erkek gibi İyon Denizi’nde kaybolur. Filmde görsel doyuruculuğu yüksek sahnelerde Odiseus ve adamları önce Kiklop’la savaşır, Lestrigonlarla tanışır. Kirke’nin adasında domuza dönüşen askerlerini kurtarıp Ölüler Diyarı’nı ziyaret eden Odiseus, Helios’un gazabına uğradıktan sonra tutsağı olacağı Kalipso’nun adasına sürüklenir. Unutmanın verdiği huzurla tam 7 yılını güzeller güzeli bir su perisi ile geçiren Odiseus kendisini Poseidon’un insafına bırakarak İthaka’ya dönmeye karar verir.
Odiseus denizlerde macera kovalarken İthaka’da kalan karısı Penelope 20 uzun yıl boyunca kocasının evine dönüşünü bekler. İthaka, Odiseus’un oğlu tahta çıkamayacak kadar küçük olduğu için “tahtı boş” bir krallık olarak nitelendirilir. Ülkenin dört bir yanından gelip bir sonraki İthaka Kral’ı olabilmek için Penelope’ye talip olanlar krallığı adeta işgal eder. Penelope oğlu Telemakos’un hayatı için endişelenirken diğer taraftan sadakatinin sürekli sınandığı çaresiz bekleyişini ısrarla sürdürür.
The Odyssey Ne Anlatıyor?
Odesa destanını okuyanlar bilir, Homeros’un epik anlatısı sadece Kral Odysseus’un eve dönüşünü anlatan bir eser değildir. Nolan’ın tüm görkemli sahnelerine rağmen The Odyssey filmini de sadece kahramanlık hikayesi olarak yorumlamak epey eksik kalır. Odysseus’un Truva Atı fikriyle şehri düşürmesi askeri bir zafer olmasının yanı sıra aslında kutsal düzenin de yıkılması anlamını taşır. Odysseus Troya’da savaşan her iki tarafın da tanrısı olan Athena’ya duyulan güveni suistimal ederek medeniyetin bir anlamda sonunu getirir. Nolan’ın Odysseus üzerinden yaptığı bu medeniyet vurgusunu ve sistem eleştirisini çok kıymetli. Günümüzde de kurallara dayalı ve her iki tarafı da koruyan dünya düzeni artık çökmüş durumda. Güçlü olanın devasa kibriyle etik ve evrensel doğruları tanımayarak medeniyetin altını oymuyor mu zaten?İşte Nolan filmde bize Yunanlıların hybris dediği bu ölçüsüz kibrin kaçılmaz olarak nemesis yani ilahi karşılık doğurduğunu da gösterir.Odysseus’un Truva şehrine saldığı ölçüsüz vahşet, tıpkı bir suyun çatlaktan sızması gibi İthaka’ya kadar ulaşıp toplumsal düzen, uyum ve en önemlisi güveni yıkar.
Ellerine ilahi düzeni yıkmanın kanı bulaşan Odysseus belki bu vicdan yükünü azaltmak belki de ondan kaçmak için rotasını değiştirir. Yolculuğu boyunca da hem kaderiyle hem kabullenişle didişir. Kibirlidir acı verir, acı çeker. Aklı ve kurnazlığı sayesinde bazen kurtulur bazen yenik düşer. Sonunda evine Penelope’ye ulaştığında özeleştiri yapıp sorumluluk alacak kadar olgunlaşır. Troya Savaşı için yola çıkan Odiseus’la eve dönen Odiseus aynı kişi değildir. Gücün ve yıkımın her türlüsünü yaşatan İthaka Kralı, insanın ezeli ve tek düşmanının gene insan olduğunu kabul eder. İthaka’ya ulaşan ve Penelope’yi dehşete düşüren “denizden gelenler”in saçtığı yıkımı kendisinin getirdiğini itiraf eder. Teselliyi medeniyetler kuran ve aynı medeniyetleri kendi elleriyle yıkan insanların bu yıkımı da unutacağında bulur. Ne yazık ki İthaka Kralı haklıdır. Hangi çağda olursa olsun insan her yeni başlangıçtan önce sebep olduğu tüm acıları unutur.
Edebi eserlerin sinema uyarlamalarında kitaba uygunlukları her zaman tartışma konusu olmuştur. Devasa bütçesi ve oyuncu kadrosuyla Odyssey filmi de bu eleştirilerden payına düşeni aldı. Bana kalırsa yönetmen Christopher Nolan bir kahramanın yolculuğunu anlattığı bu yol hikayesiyle oldukça iyi bir iş çıkarmış. The Odysses Imdb 8.5 puanı ile seyircisinden de geçer not almış gibi gözüküyor. Tüm bu artılarının yanı sıra Nolan’ın anlattığı hikâyenin merak duygusunu da körüklediğini itiraf etmek gerek. İlyada ve Odesa Destanları tekrar okuma listelerine girdi, filmdeki yan karakterlerin hikayelerini anlatan kitaplar sosyal medyada tavsiye edilmeye başlandı.Tüm popüler kültür öznelerine olduğu gibi bu ilgi geçici de olabilir ancak bir süre Odysseus’un Rotası adıyla Yunan Adaları turları başlarsa hiç de şaşırtıcı olmaz.